12 Mart 2012 Pazartesi

Okyanuslardaki Tuz Seviyesi ve Kuresel Isinma

NewScientist:
Okyanus yüzeyi kayıtları üzerinde son 50 yılı kapsayan yeni bir çalışmaya göre Kuzey Atlantik yüzey suyunda tuzluluk oranı artıyor. Araştırmacılar bu durumun iklim değişikliği etkileri için kısa vadede iyi olabileceğini belirtiyor…
… Araştırmayı yapan Ulusal Oşinografi Veri Merkezi’nden (National Oceanographic Data Center) Tim Boyer, tuzlanmanın artmasının sebebinin muhtemelen Küresel Isınma olduğunu belirtiyor, “Kuzey Atlantik’te okyanusun üst kısmı ısınıyor, dolayısıyla buharlaşmanın artması gerekiyor, bu da suları daha tuzlu yapıyor.”
LiveScience:
Yakın zamanda direk okyanustan su içmek istemeyeceksiniz ama tuzluluk oranı düşüşte ve bilimadamlarının bunun olası sonuçlarını tahmin etmesi zor.
1960ların sonlarından bu yan Kuzey Atlantik Okyanusunun tuzluluk oranı azalıyor. Muhtemel sebep de eriyen buzullardan gelen tatlı su.

21 Mayıs 2010 Cuma

40 Yıl Sonra Ökuz Kalacak Mı

sabah
BM Çevre Programı'nın (UNEP) "Yeşil Ekonomi Girişimi Dairesi"nin özel danışmanı Pavan Sukhdev, ABD'nin New York kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, balık avının yeniden yapılanması gerektiğini, çünkü aşırı ve plansız avlanmalar sonucu 2050 yılına gelindiğinde okyanuslarda balık kalmayacağını bildirdi.

Bioçeşitlilik ve çevrebilim (ekoloji) uzmanı Hindistanlı Pavan, "Eğer yaptığımız değişik tahminler doğru çıkarsa, 40 yıl içinde artık balığımız kalmayacak" dedi.
90lı yıllarda ekranlarımızda bir medyum furyası vardı, öyleki bazıları günümüz dizi oyuncularından bile daha popülerdi.
2000 yılından sonra bu diplomasız medyumların yerlerini diplomalılar aldı. Bu sözde uzmanlar kendi keyiflerince bir dünya düzeninin kurulması için arkalarına bilimsel!!! ünvanlarını da alarak bizi kehanet yağmuruna tutmaya başladı. Üstelik bunlar diplomasız medyumların aksine tarih de veriyor. Mesela 2035de Himalayalar daki buzullar eriyecek.
Bazı BM uzmanları, dünyanın balık rezervlerin azalmasının sadece doğa sorunu teşkil etmeyeceğini, aynı zamanda bir milyar insanın geçim kaynağı olmasından ötürü balığın yok olmasının çok ciddi beslenme sorunu doğuracağını belirtiyor.
Uzmanlar, balığın kalkınmakta olan ülkelerde yaşayan insanların protein bakımından tek beslenme kaynağı olduğunu vurguluyor.BM uzmanlarına göre, dünyada 35 milyon insan balıkçılıktan geçiniyor, 170 milyon kişinin işi doğrudan balıkçılığa bağlı ve 520 milyon insan da mali açıdan balıkçılıkla irtibatlı.
Rakamlara dikkat.
Greenpeace'in ortak kurucularından Paul Watson, "Dünya nüfusu ancak ve ancak zamanla 1 milyara inerse yeryüzü kurtulabilir. İnsan için tek yavru yeter" görüşünü savunuyor.
Yani 5 milyar insanı yoketmemiz gerekiyor. Belki böylece balıkçılıktan para kazanan 520 milyon insan kurtulabilir.

29 Nisan 2010 Perşembe

Al Gore, Sularin Yukselmesine Karsi Uyariyor Ama Korkmuyor

"Uygunsuz Gerçek" filminde "küresel ısınma" sebebiyle bu yüzyılda su seviyesinin yaklaşık 6m kadar yükseleceğini söyleyen Al Gore, aslında öyle görünüyorki bu yükselmeden korkmuyormuş. Yoksa 8,875,000 $ a okyanus manzaralı ev almazdı.

9 Aralık 2009 Çarşamba

Komplocu Bilim


"Küresel Isınma Konferansına hazırım. Bütün maillerimi sildim".
Yerli haber sitelerinde kolay kolay bulamayacağınız bir bilgi; iklim verileri ideolojik çıkarlar uğruna manipüle edildi.

University of East Anglia İklim Çalışma Birimi'nde görevli bilim adamlarının aralarında yaptıkları
mailleşmeler hackerlar tarafından ele geçirildi. Söz konusu maillerde halkı küresel bir ısınma olduğu ve bunun da insan faaliyetleri nedeniyle gerçekleştiğini inandırmak adına bilimsel verilerin değiştirildiği, olaya şüpheyle yaklaşan bilimadamlarını kötü duruma düşürülmeleri gerektiği, aslında ısınmaya kendilerinin bile şüphe ile baktıkları görülüyor.

Söz konusu mailler.

İstereseniz görüşme ve dökümanları utorrent aracılığı ile bu bağlantıdan da indirebilirsiniz.


14 Ekim 2008 Salı

Al Gore’un Elektrik Faturasi

gor1

Al Gore, “Uygunsuz Gerçek” filmi ve “küresel ısınmayı” durdurmaya yönelik kampanyasına uygun olarak kendi evine güneş panelleri, yağmur suyu toplama sistemi ve jeotermal ısıtma sistemleri kurdurtmuş, evdeki tüm ampulleri de kompak flüresanlarla değiştirmiş (yılbaşı ağacındakiler dahil). Btün bu değişimler sayesinde evdeki yaz elektrik harcamaları önceki yaza göre %11 azalmış. Bütün bu harcamaların kaça mal olduğunu söylemeyi reddetmelerine rağmen oldukça hoş birşey yapmış. Tabi bütün bu enerji verimlilik uygulamaları Gore’un saatte 16000kW elektrik harcamasına engel olamamış, halbuki bölgedeki diğer evlerin ortalama elektrik harcamaları 1300kW/saat civarındaymış.

Eee tabi insanın 929m2lik 20 oda + 8 banyolu (+havuz + havuz evi + misafir evi) bir evi/sarayı olursa bu harcamalar kaçınılmaz oluyor.

Bush'un evi

Yukarıdaki ev ise George W. Bush’un Texas’taki evi. 371m2lik evin 4 yatak odası var. Ev jeotermal güçle ısıtılıyor (yazın soğutuluyor), yağmur suları ve atık sular arıtılarak bahçe sulamasında kullanılıyor.

kaynak

Solcular savundukları şeyleri başkalarına yaptırır, sağcılar kendileri yapar.

27 Eylül 2008 Cumartesi

Bu kış donarak ölebilirsiniz

Hürriyet

ABD'li vali aynen bunu söyledi ve önlem alınması için çok ciddi uyarıda bulundu.

Massachusetts Valisi Deval Patrick, "Bu kış Amerikan halkı soğuktan donarak ölebilir" dedi. Vali Patrick artan elektrik ve fuel oil fiyatları yüzünden, bu kış soğuktan donarak ölümlerin gerçekleşmesinin ciddi bir ihtimal olduğunu söyledi.

Vali Patrick, geçtiğimiz kışa göre bu yıl, yaklaşık yüzde 21 ile yüzde 30 arasında fiyat artışı beklenen elektrik ve fuel-oil giderlerinin bir çok dar gelirli Amerikalı’yı etkileyeceğini yakıt tasarrufu için enerji kısıtlamasına gidecek dar gelirli ailelerde kış aylarında soğuktan donarak ölümlerin gerçekleşecebileğini iddia etti.

Vali biraz abartmış. Ama tabii söylediklerinde dikkate alınması gerekenler var. Şimdilik sadece zengin ülkelerin yatırım yapabileceği alternatif eneji kaynaklarının getireceği maaliyetler yüzünden son kullanıcının ödediği enerji faturası azalıyormuş gibi görünse bile aslında fosil yakıt üretimine getirilen kısıtlamalar ve diğer enerji kaynakları için ödenen sübvansiyonlar (vergi mükelleflerinin cebinden) yüzünden toplamda maaliyetleri azaltmıyacak tam tersine arttıracak.

Bugünkü petrol fiyatları yüzünden zaten birçok şirket alternatif enerji için yatırım yapıyor, üstelik bu yatırımların tek sebebi petrol fiyatları değil, daha az yer kaplayan daha verimli enerji ihtiyacı her zaman için olacak. Bu yolda başarıya ulaşan şirket inanılmaz kârlar elde edecek, bu yüzden bu sahada devletin müdahalesi için bir ihtiyaç yok. Ama bu verimli üretim yolu bulunana kadar da fosil yakıtlarını kullanmaya devam etmeliyiz (nükleer enerji ile birlikte), yoksa bunun faturası fakirlere çıkacak.

18 Şubat 2008 Pazartesi

Çin'deki Kar Fırtınalarının Ormanlara Etkisi

Ocak ayından bu yana meydana gelen kar fırtınaları Çin'de 17.3 milyon hektar ormana (İngiltere'nin yüzölçümünden daha büyük) zarar verdi.

Kar yüküne dayanamayan ağaç dalları kırılıyor, bazen tüm ağacın ölmesine sebep oluyor.

Ağaç ölümleri orman üzerinde farklı etkileri oluşturuyor, yeni ağaç oluşumunu hızlandırdığı gibi bioçeşitliliği de arttırabiliyor. Oluşabilecek bir diğer etki de yangınlara zemin hazırlaması.

Bu yılki kar fırtınaları 50 yıldır meydana gelenlerin en şiddetlileri. Çin Orman İdaresi'ne göre bu güne kadar meydana gelen zarar 2.5 milyar doları aşmış durumda.


kaynak: NewScientist.com